Kaç Saat Ders Çalışmalı?

1/12/2008 ·

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) tarafından hazırlanan ''Eğitimde etkin öğrenme ve ders çalışma yöntemlerinde verimlilik'' başlıklı broşürde, çalışma sürelerinin en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanması, her bir saatte 10 dakika ara verilmesi tavsiye ediliyor.

Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için en temel girdinin öğrenci fonksiyonu olduğu belirtilen broşürde, öğrencinin herhangi bir bilgi, tutum ve davranışı öğrenmesi için öncelikli olarak öğrenmeye istekli olması gerektiği anlatılıyor. Öğrencinin başarılı olabilmesinin etkin öğrenme ile gerçekleşeceği kaydedilen broşürde, öğrencinin harcadığı çaba oranında başarı gösterememesi durumunda çalışmanın verimsizliğinden söz etmek gerektiği belirtiliyor.

Broşürde, etkin öğrenme ve verimli ders çalışma konusunda şu önerilerde bulunuluyor:

''Öğrenciler öncelikli olarak kısa ve uzun dönemli hedeflerini belirlemelidir. Öğrenci ders çalışmaya başlamadan önce çalışma ortamını düzenlemelidir. Öğrenciye mümkünse ders çalışabileceği bir oda, bu sağlanmıyorsa evin içinde uygun bir köşe veya yer ayırmalı, buraya bir masa ve sandalye yerleştirilmelidir. Çalışma masasının karşısına veya öğrencinin göz hizasına gelecek şekilde, dikkati dağıtıcı, hareketli veya sabit materyal yerleştirilmemelidir. Çalışma ortamı gürültüden, müzik veya TV sesinden arındırılmalıdır.''

-DERS ÇALIŞIRKEN ELMA TÜKETMEK FAYDALI-

Çalışma ortamının sık sık havalandırılması gerektiği vurgulanan broşürde, şu bilgilere yer veriliyor:

''Öğrenci dikkatinin dağıldığını ya da hayaller kurma eğilimine girdiği anda odayı havalandırmalı, basit egzersizler yaparak dikkatini yeniden toplamalıdır. Çalışma ortamında ışığın konumuna veya ısıya dikkat edilmelidir. Öğrenci ders çalışma öncesinde hafif gıdalar almalıdır. Bunun yanında ders esnasında aşırı olmamak kaydıyla şekerleme veya elma yemek faydalı olacaktır. Düzenli bir uyku ile unutma oranı düşecektir.''

-AYNI GÜN TEKRAR FAYDALI-

Ders çalışmaya öncelikle o gün okulda öğrenilen konuların gözden geçirilerek başlanması gerekiliğine işaret edilen broşürde, yapılması gerekenlerden bazıları ise şöyle sıralanıyor:

''Çalışma süresi en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanmalı, her bir saatte yaklaşık on dakika ara verilmelidir. Bu aralarda başka bir dersin ön hazırlığı yapılabilir. Öğrenci çalışma ve dinlenme zamanını planlamalı, belli bir disiplin içerisinde çalışmalıdır. Başarısız olunan ders ve konuların, yazılı ve sözlü sınav sorularının yeniden incelenip değerlendirilmesi ve doğru cevapların öğrenildiğinden emin olunması etkin öğrenmeye yardımcı olacaktır. Bir konu sadece bir kitaptan değil başka kaynaklardan yararlanarak da tekrar edilmelidir. Unutma, en fazla, tekrar yapılmadan geçen ilk 24 saat içinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle, dersler ve özellikle yeterince anlaşılmamış konular bu süre içinde tekrar edilmeli ve akılda kalıcı, günlük yaşantıya uyarlanabilen ilişkilendirmelerden yararlanılmalıdır.''

Yorum (2) Yorum yaz!

ÖSS nin Formatı Değişti

10/11/2008 ·

ÖSS'de Büyük Değişiklik

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, ortaöğretimde eğitim süresinin 4 yıla çıkarılması ve haftalık ders çizelgesindeki değişikliklere paralel olarak 2009-ÖSS'deki testlerin kapsamlarını yeniden belirledi.

ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkçe testindeki ''Türkçe'yi kullanma gücü ile ilgili sorular''ın ve Matematik testindeki ''Matematiksel ilişkilerden yararlanma gücüyle ilgili sorular''ın yüzde yüz olan payında değişiklik yapılmadı.

Sosyal-1 testinin ''Sosyal bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular'' bölümünde de değişikliğe gidilmedi. Bu kapsamdaki sorularda Tarih yüzde 43, Coğrafya yüzde 34, Felsefe yüzde 23 oranında kaldı.

Fen-1 testindeki ''Fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular''ın Fizik sorularının payı yüzde 43'den yüzde 33.3'e indirildi, Kimya sorularının payı yüzde 30'dan yüzde 33.3'e, biyoloji sorularının payı ise yüzde 27'den yüzde 33.3'e çıkarıldı.

Edebiyat-Sosyal testindeki Psikoloji soruları Sosyal-2 testine dahil edildi. Edebiyat-Sosyal testinin Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım sorularının oranı yüzde 57'den yüzde 67'ye, Coğrafya sorularının oranı yüzde 27'den yüzde 33'e yükseltildi. Bu testteki Coğrafya soruları Türkçe-Matematik alanında okutulan Coğrafya dersinin konularıyla sınırlı olacak.

Sosyal-2 testinin Tarih (Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dahil) oranı yüzde 43'den yüzde 44'e çıkarıldı, Coğrafya sorularının oranı yüzde 23'den yüzde 17'ye, Sosyoloji soruları yüzde 17'den 13'e, Mantık soruları yüzde 17'den yüzde 13'e indirildi. Edebiyat-Sosyal testindeki Psikoloji soruları Sosyal-2 testine alındı. Edebiyat-Sosyal bölümünde yüzde 16 olan Psikoloji sorularının oranı Sosyal-2 testi içinde yüzde 13 olarak belirlendi.

Matematik-2 testine Analitik Geometri soruları eklendi. Bu soruların test içindeki oranı yüzde 10 oldu. Bu test içindeki Matematik sorularının oranı yüzde 70'den yüzde 60'a indi, Geometri sorularının yüzde 30'luk oranı aynı kaldı.

Fen-2 testindeki Fizik sorularının oranı yüzde 43'den yüzde 33.3'e indirildi. Kimya soruları yüzde 30'dan yüzde 33.3'e, Biyoloji sorularının oranı ise yüzde 27'den yüzde 33.3'e yükseltildi.


Yorum (1) Yorum yaz!

Kahvaltısız Gelme!!

31/10/2008 ·

Beslenme uzmanlarının 'altın öğün' olarak nitelendirdiği kahvaltı, kan şekerini yükselterek dikkat dağınıklığını azaltıyor. Konsantrasyonu sağlayan kahvaltı, iş ve okul başarısının artmasına önemli katkıda bulunuyor. Ayrıca kahvaltı yapmamaya bağlı olarak kan şekerinin gün içinde düzensiz seyretmesi şeker hastalığına davetiye çıkarıyor.

Mesaiye veya derse başlamadan önceki ilk öğün olan kahvaltı, insanları güne hazırlamada önemli bir fonksiyon üstleniyor. Verimli bir gün isteyenlerin kahvaltıdan vazgeçmemesi şart. Ancak özellikle şehir yaşamında kahvaltı, 'geç yatma, işe yetişme, zaman darlığı' gibi nedenlerle bu alışkanlık çoğu zaman aksatılıyor. Bunun yerine simit ve poğaça ile öğünü geçiştirme tercih ediliyor.

Diyetisyenler ise kahvaltının çeşitli bahanelerle aksatılmaması uyarısında bulunuyor. Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Mevra Çimili, gün içinde alınan enerjiyi dengeleyen kahvaltının sabah çok düşük olan kan şekerini yükseltip, düzenlediğini ifade ediyor. Dikkat dağınıklığını azaltan kahvaltının konsantrasyonu sağladığını vurgulayan Çimili, kahvaltı öğününün kalp hastalıkları, tansiyon ve şeker hastalıkları ile obeziteden koruduğunu dile getiriyor. Beslenme uzmanı Çimili'ye göre, dengeli ve düzenli beslenmeye sevk eden kahvaltı, diğer öğünleri de düzenliyor. Kahvaltı etmeyen çocuk ve gençlerde dikkat dağınıklığı ve konsantrasyonda azalmalar çok sık görülüyor. Kahvaltı yapmamak bireylerin günlük verimini azaltıyor, çalışma kapasitesini düşürüyor. Kahvaltı yapmayanlar özellikle enfeksiyonlara daha sık yakalanıyor.

Kahvaltının atlanması nedeniyle kan şekerinin gün içinde daha düzensiz hale geldiğini bildiren Beslenme Uzumanı Çimili, bu durumun şeker hastalığına yakalanma riskini artırdığını kaydediyor. Kahvaltı yapmayan ve öğlene kadar hiçbir şey yemeyenlerin öğle öğününe aşırı derecede yüklendiklerini anlatan Çimili, bu durumun bir anda aşırı kalori alımı ile yağ oranlarında artışlara neden olduğuna dikkat çekiyor. Kahvaltı yapmayanların genellikle öğleye yakın saatlerde poğaça, simit gibi besinlerle öğün atlattığını hatırlatan beslenme uzmanı, "Bu yöntem insanların gelecek öğle öğününü yapmamalarına ve akşama daha çok acıkmalarına yol açar. Tek öğün beslenmeye neden olan söz konusu tercih, yüksek kalori almaya yöneltir. Alınan bu aşırı kalori vücutta yağ olarak depolanır. Yani kahvaltı yapılmadığı ve dengeli beslenilmediği zaman karşılaşılacak sorun obezite olabilir. Obezite kaynaklı diğer hastalıklar da tetiklenmiş olur" uyarısında bulunuyor.

Kahvaltıdan en çok etkilenen grubun çocuk ve gençler olduğunu dile getiren Diyetisyen Çimili'ye göre, ebeveynlerin kahvaltı alışkanlıkları çocukları üzerinde etkisini gösteriyor. Çocuklarının okulda başarılı ve sağlıklı olmasını isteyen aileler, kahvaltı öğününü alışkanlık haline getirmeli. Güne mutlaka kahvaltıyla başlamalı.

KAHVALTIDA NELER YENİLEBİLİR?

Kahvaltıda daha hafif ve doyurucu şeyler tercih edin. Beyaz peynir ve kepekli ekmekle hazırlanmış sandviçler hazırlanabilir. 2 dilim ekmek ve az yağlı kaşarla hazırlanmış tost yenilebilir. Şekersiz mısır gevrekleri ve yarım yağlı süt tercih edilebilir. Haşlanmış yumurta ve birkaç tane zeytin ile 2 dilim kepekli ekmek tüketilebilir. Özellikle çocukların kahvaltısında süt, yoğurt, peynir ve yumurtaya özen gösterilmelidir. İçecek olarak ise bitkisel çaylar, taze sıkılmış meyve suları ve yarım yağlı süt tercih edilmelidir.

Yorum (1) Yorum yaz!

Başarının sırrı birinci sınıfta

29/10/2008 ·

İlköğretim birinci sınıfın anne ve baba desteği ile sorunsuz geçmesi öğrencinin okul yaşamında başarılı olmasını sağlıyor..

İlköğretim birinci sınıf hem çocuklar hem de anne ve babalar için okul yaşamında ilk deneyimin yaşandığı aşama. Daha önce ilköğretimde çocuk okutmayan aileler için bu dönem deneme yanılma yöntemi ile geçiyor. Oysa çocuğun aile desteğine gereksinim duyduğu bu zorlu dönemin bilinçli bir anne ve baba desteği sayesinde kazanımlara dönüştürülmesi mümkün. Çocukları ilköğretime başlayan anne ve babalar için gereken desteği sağlamak ve ilköğretim birinci sınıfın önemine dikkat çekebilmek için Tüm Özel Öğretim Kurumları (TÖDER) "Eğitim Başarmaktır: İlköğretim Birinci Sınıf Anne ve Baba Kitabı" isimli yayını çıkardı. Kitabı eğitimci Prof. Dr. Adil Çağlar kaleme aldı.

AİLELER FARKINDA DEĞİL

8 yıllık ilköğretimin birinci sınıfta yapılandırıldığına değinen Çağlar, anne ve babaların bilinçlenmesi ile bu dönemin sorunsuz yaşanabileceğini ve bu sayede daha sonraki öğretim yıllarının da başarı ile geçirilmesinin sağlanabileceğini vurguluyor. Birçok aile için birinci sınıfın "okuma yazmanın öğrenildiği yer" olarak tanımlandığını söyleyen Çağlar, ailelerin bu sınıfın ne kadar önemli olduğunun farkında olmadıklarını belirtiyor: "Burası sadece bir sınıf değil, 8 yılın ve ortaöğretimin yapılandırıldığı bir yer. Anne babanın deneyiminin olmaması, öğretmenlerin motivasyonsuzluğu ve sınıf mevcutlarının fazlalılığı gibi nedenlerle bu sınıf ihmal ediliyor. Halbuki çocuk bu sınıfta sosyalleşmeyi, grup içerisinde olmayı öğreniyor, kendi ve diğerlerinin farklılıklarını kabul ediyor." Kitabı velilere bakış açısı verebilmek için yazdığını söyleyen Çağlar bu sınıfta anne ve baba ile öğretmenin işbirliğinin sağlanmasının başarıyı getirdiğini vurguluyor.


Eğitimde doğru bilinen yanlışlar

Çağlar, eğitimde doğru bilinen yanlışları ise şöyle sıralıyor:

Erken okuma yazma öğrenen çocuk zekidir: Önemli olan çocuğun nasıl öğrendiğinin belirlenmesidir. Ne erken okumayı öğrenen çocuk zekidir, ne de geç öğrenende zekâ geriliği vardır.

Erken okuma yazma öğreten öğretmen iyidir: Birçok aile kasım ayında okuma yazmayı öğreten bir öğretmeni başarılı bulur. Öğrencinin okulunu sevmesi, arkadaşları ile mutlu olması ve birey olarak kendini ifade etmesi ile değerlendirilir. Okumayı ve yazmayı öğrenme yalnızca bu hedeflerden birisidir.

Sert öğretmen iyidir: Öğretmen ailenin veremediği disiplini onlar adına verecek kişi değildir. Öğretmeni taşeron gibi kullanmayız.

İyi okul meşhur okuldur: Önemli olan okulun çocuk için iyi olmasıdır.

Yorum (1) Yorum yaz!

Erkekler matematikte kızlardan iyi değilmiş!

28/10/2008 ·

Science dergisinde  yayınlanan bir haber, matematikte erkeklerin kızlardan daha iyi olduğuna dair genel kanıyı yalanladı.
yaygın bir kanaat olan kadınların çoğunun bilim ve teknoloji alanlarında kariyer yapacak donanımlarının olmadığı kanısının aksine, ikinci sınıftan on birinci sınıfa kadar 7 milyondan fazla öğrenciden edinilen test sonuçlarının analizine göre kız ve erkek öğrencilerin matematik puanları arasında herhangi belirgin bir farka rastlanmadı.

 Bu çalışma aynı zamanda erkeklerin matematik dehası olmaya kızlardan daha yatkın oldukları varsayımını da sarstı. Araştırma sonuçlarına göre, en yüksek puana ulaşan yüzde 5`lik grupta erkek öğrenciler kadar kızlar da yer aldı.

 Araştırmayı yöneten Wisconsin  üniversitesinden Psikolog Janet Hyde Hem aileler hem de öğretmenler matematikte erkeklerin kızlardan daha iyi olduğu yargısını taşımaya devam ediyor.` dedi ve ekledi:  Bemce  bu yargı tam olarak doğru değil.`

 Hyde  ve meslektaşları 2005 ve 2007 yılları arasındaki matematik testlerinin sonuçlarını ayrıntılı olarak incelediler.Dokuz eyaletteki kızlar ve erkeklerin ortalama puanlarını karşılaştırarak hiç bir eyalette kızların ya da erkeklerin belirgin bir üstünlüğü olmadığı sonucuna vardılar.

 Sorular  karmaşık muhakeme yeteneklerini ölçmeye yönelik tasarlanmış olduğu halde, cinsiyetler arasındaki farklılıklar ihmal edilebilir düzeyde kaldı. Bu verilerde kızların matematikte başarılı olamayacağına dair hiçbir şey yok`. diye konuştu. Halpern, ayrıca kızların ders müfradatından elde edilmiş testlerde daha iyi puanlar aldığını belirtti.

 90 lı  yıllarda yapılan çalışmalarda erkek ve kız öğrencilerin ilk okulda matematik testlerinde eşit puanlar alırken liseye gelindiğinde erkeklerin kompleks problemler içeren testlerde kızları geride bırakmaya başladığı tespit edilmişti.

 Hyde, seçkin üniversitelere girebilme kaygısının kızları üst düzey matematik dersleri almaya itmiş olmasını, doksanlı yıllarlada yapılmış testler ile günümüzde yapılan testlerin sonuçları arasında ortaya çıkan bu farklılığın bir sebebi olabileceğini düşünüyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!